Bugun...


Fethullah Gülen Hocaefendi - Hekimoğlu İsmail
Tarih: 14-02-2014 19:27:56 Güncelleme: 14-02-2014 19:33:56 + -


Ey ezeli ve ebedi İlahi davanın adamı, biz seni ufuklar üzerinde seyrederken, sen kendini Kaf Dağı'nın altında hissederek, dünya nimetlerinden mahrum yaşıyorsun. Nesrin ve nazmın pınarlar gibi akarken, tertemiz bir hayat yaşadın. Sana minnet, sana şükran, ey yanarak aydınlatan insan!

facebook-paylas
Tarih: 14-02-2014 19:27

Fethullah Gülen Hocaefendi - Hekimoğlu İsmail

 

Bağ bozuk, bağban yaslı, güllere hazan azap;
Yaz günü yaprakları solduran hicran azap.

 

Düşmanlar düşman tamam, ona bir şey diyemem;
Can azap, canan azap, her günkü yâran azap.

 

Yıllar var yollardayız, mesafeler amansız,
Yol asi, hedef uzak, bel veren zaman azap.

 

Bu acı gerçekleri şöyle açıklayabiliriz: Ahmet Haşim kelimelerin hayatını anlatırken "Hiçbir şey lisan kadar bir ağaca benzemez" der. Nasıl ki ağaçlar mevsimden mevsime girdikçe hal değiştirir, lisan da öyledir. Batı'dan Latin rüzgarları esince Arapça, Farsça kelimeler uçtu; onlara bağlı olan tefsir, hadis, siyer, fıkıh gibi kitaplar cehalet derelerine atıldı.

 

Kuzey rüzgarları esince yapraklar kıpkızıl oldu.
Çin'den gelen sam yeli yaprakları sararttı.
Mekke'yi hatırlattığı için zemzem gibi suların yolu kesildi, arazi çölleşti.
Modernizm adına akan ahlaksızlık kanalizasyonu patladı, mikroplar bayram etti.

 

Bağ böyle bozuldu.

 

İslamiyet'le beraber kainat nizamını devam ettiren Allah, bahçıvanlar gönderdi. Hiç şüphe yok ki bunlardan biri de Fethullah Hocaefendi'dir. O, vahdetin saadetini sürerken kesretin ıstırabını çekip "Bağban yaslı" demiş. Eğer yaptıklarımız ruhumuzu doyursaydı, uzletin hasretiyle yanmazdık.

 

Nasıl ki değirmene ulaşan su oluğun başında döner durursa, büyük insanlar da yaptıklarının saadetiyle bayram etmez, yapılması gereken işlerin ıstırabını çekerler. Nitekim o su, değirmenin kocaman taşını döndürürken halden hale girer, sonra çıkar yine koşar. Büyük adamlar böyledir. Onlar hep koşar, çatlayan topraklara, sararan yapraklara, yanan yüreklere koşarlar. Baktım ki dünyaya sığmayan bir insanı bir eve sığdırmışlar. Orası cennet de olsa "Yol asi, hedef uzaktır.''

 

Onun hicranı ne vatan, ne de dostları... O yapılması gerekenleri yapamamanın hicranı içindedir.

 

Yanına gittim, bir okyanusun sahilinde oturur gibiydim. Sorduğum sorular, daldan düşen kurtlu elma misali... Bunca bandı, bunca kitabı olan insana hangi soruyu isabetli sorabilirsin? İşte o zaman gönül tellerine vurulan mızrap "Can azap, canan azap, her günkü yaran azap" şarkısını söyletir.

 

İnsanlık tarihi boyunca ansiklopedileri resimleriyle süsleyen; isimlerini beynimize çakan; fikirleriyle ufkumuzu açan insanlar, dünyanın maddi ve manevi atlaslarını değiştirmeye muktedirken fundalıkta gölgelik bir yer bulamayınca, çınarların hasretiyle yaşamışlar; asıl hicran budur!

 

Hiçbir davanın yolunu düşman kesememiştir; dostlar yürümezse yollar ne yapsın?

 

Çekirdek çamura gömülmenin şaşkınlığını çekerken çatlar. Kök salmanın, filiz vermenin, yaprak açmanın çabasındadır. Rüzgar onu sallar, güneş onu yakar, böcekler dallarına konar, kuşlar üstüne pisler. O, bütün zerratıyla meyvesi için seferber olmuştur. Kendisi için değil, başkaları için yaşarken onun dalını kıran, köküne balta sallayan yine de insandır.

 

Büyük insanlar ulu ağaçlara benzerler. Onun gölgesinde sürüler serinlenir, dallarına kuşlar konar, böcekler keyfine bakar. O, yıldırımların hedefi... Odur sel sularını parçalayan, odur fırtınalara karşı koyan! Onun imdadına yeraltı suları yetişir.

 

Ben büyük adamların gölgesinde bu günlere geldim. Kayısı çekirdeğinin içindeki ağacı göremeyen, onların manevi dünyasını göremez.

 

Onları ahirette nebiler, sahabeler, imamlar, evliyalar bekliyor, yollar nasıl bitsin?

 

Ey bahçıvan, sen bahçenden uzaksın; ama bahçende çiçekler açtı, dallar meyveye durdu.

 

Paratoner oldun, yıldırımları üzerine çektin, bizi ateşten korudun.

 

Karanlık gecemizde mum, sonunda şafaktın.

 

Ey ezeli ve ebedi İlahi davanın adamı, biz seni ufuklar üzerinde seyrederken, sen kendini Kaf Dağı'nın altında hissederek, dünya nimetlerinden mahrum yaşıyorsun.

 

Nesrin ve nazmın pınarlar gibi akarken, tertemiz bir hayat yaşadın. Sana minnet, sana şükran, ey yanarak aydınlatan insan!



HABER VİDEOSU





Bu haber 383 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Köşe Yazıları Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Allah Sorar Bunu
    Allah Sorar Bunu
  • Yalan Haberler
    Yalan Haberler
  • (M)izah Köşesi
    (M)izah Köşesi
  • Facebook Resimleri
    Facebook Resimleri
  • Herkes O'nu Okuyor
    Herkes O'nu Okuyor
  • El Yazısı Galerisi
    El Yazısı Galerisi
  1. Allah Sorar Bunu
  2. Yalan Haberler
  3. (M)izah Köşesi
  4. Facebook Resimleri
  5. Herkes O'nu Okuyor
  6. El Yazısı Galerisi
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Anlamaz ki Yanmayanlar
    Anlamaz ki Yanmayanlar
  • Ramazan Kur'an Münasebeti
    Ramazan Kur'an Münasebeti
  • Ramazan Ay'ı
    Ramazan Ay'ı
  • Yenilenme Cehdi
    Yenilenme Cehdi
  • Sohbet-i Canan
    Sohbet-i Canan
  • Kemal Özçallı
    Kemal Özçallı
  1. Anlamaz ki Yanmayanlar
  2. Ramazan Kur'an Münasebeti
  3. Ramazan Ay'ı
  4. Yenilenme Cehdi
  5. Sohbet-i Canan
  6. Kemal Özçallı
VİDEO GALERİ
YUKARI